Merhaba, ben Hamdi Çetin. Nasılsınız, umarım iyisinizdir.
Kendimden kısaca bahsedeyim: 33 yaşındayım, evliyim ve mesleğim muhasebecilik. Yani bu satırları yazan kişi ne bir yazılımcı ne de bir film eleştirmeni — sadece izlediği her şeyi bir yerde paylaşmak isteyen sıradan bir izleyici. Ama bu sitenin hikayesi, biraz da bu “sıradanlığın” içinden çıktı aslında.
Her Şey Bir Akşam Yemeğinde Başladı
Bu projenin fikri, gerçekten çok basit bir andan doğdu. Eşimle işten eve dönüyorduk, akşam yemeğinin yanında izleyecek bir şeyler arıyorduk. Platform açıp kapatıyor, kategori kategori geziniyor, birkaç dakika sonra da “bu değil” deyip başka bir şeye geçiyorduk. Bu arayış bazen o kadar uzuyordu ki, sonunda yorulup izlemekten tamamen vazgeçtiğimiz akşamlar bile oldu. Sanırım bu hikayeyi birçok kişi kendi evinde defalarca yaşamıştır.
İşte tam o noktada aklıma “neden olmasın” fikri düştü. Bir kontrol ettim, neizlesem.com alan adı boştaydı. Gerçekten şaşırmıştım — bu kadar kullanışlı bir isim nasıl bu kadar uzun süre boş kalabilirdi? Bu benim için küçük ama heyecan verici bir fırsattı ve hiç vakit kaybetmeden projeye başladım.
Fikir Basitti: “Ne İzlesem” Butonuna Bas, Gerisini Bırak
Kafamdaki konsept çok yalındı: Kullanıcı, izlemek istediği kategoriyi ve platformu seçecek, “Ne İzlesem?” butonuna bastığında sistem o kategoriden rastgele bir içerik önerecekti. Beğenmezse ya da daha önce izlediyse, “Değiştir” butonuna basıp yeni bir öneri alabilecekti. Amaç, o yorucu “izleyecek bir şey bulma” sürecini tek tıkla çözmekti — ve gerçekten de işe yaradı.
İçeriklerin tamamını TMDB.org üzerinden API aracılığıyla çektim, böylece elle tek tek içerik girme derdim olmadan bir anda binlerce film ve dizi sitede hazır hale geldi. Kullanıcılardan gelen tepkiler oldukça olumluydu. Bu geri dönüşlerle cesaretlenip siteyi daha sosyal bir platforma dönüştürdüm: kullanıcılar üye olabiliyor, birbirini takip edebiliyor ve kendi özel izleme listelerini oluşturabiliyordu. Kısa sürede günlük ortalama 1.000 kullanıcıya ulaştık — benim için gerçekten güzel bir başarıydı.
Fikri r10.net forumunda paylaştığımda aldığım ilgi de bunun bir göstergesiydi aslında. Kısa süre içinde aynı mantıkla, farklı isimlerle kurulmuş birçok benzer proje türedi. Doğrusu bunu bir eleştiri olarak değil, fikrin ne kadar beğenildiğinin bir kanıtı olarak görüyorum — siz de öyle düşünün isterseniz.
Gözden Kaçırdığım Detay
Ama bu hızlı büyümenin gölgesinde fark etmediğim bir şey vardı: TMDB’den çektiğim binlerce içerik, zamanla Google tarafından da indekslenmeye başlamıştı. İşin farkına vardığımda sayı neredeyse 500 bine yakın içeriğe ulaşmıştı. Bunu ancak günlük ziyaretçi sayımızdaki ani düşüşü fark ettiğimde anladım.
Durumu toparlamaya çalıştım, ama iş işten geçmişti. Kısa süre içinde tüm indekslenmiş içerikler Google’da görünmez hale geldi ve site adeta bir spam sinyaliyle etiketlendi. Hızla yükselen proje, aynı hızla düştü. Bu süreç benim için hem öğretici hem de üzücü bir deneyim oldu.
Yeniden Başlangıç: Bu Sefer Daha Sade, Daha Kişisel
Yaklaşık üç ay boyunca siteyi kapalı tuttum, üzerine hiç dokunmadım. Şimdi ise projeyi tamamen sıfırdan, farklı bir felsefeyle yeniden kuruyorum. Bu sefer amacım büyük bir otomasyon makinesi değil, küçük ve samimi bir alan yaratmak.
Artık burada sadece kendi izlediğim film ve dizileri paylaşacağım. Kendi yorumlarımı, beğenip beğenmediğimi, neden izlemeye değer bulduğumu ya da bulmadığımı anlatacağım. Zaman zaman yakında gelecek film ve dizilerle ilgili haberlere de yer vereceğim.
Bu siteyi ne kadar aktif tutabileceğimi, zamanla eski projeme benzer bir noktaya mı evrileceğini yoksa hep bu sade haliyle mi kalacağını şu an bilmiyorum. Bunu zaman gösterecek. Ama şimdilik söyleyeceklerim bu kadar — hoş geldiniz, umarım burada keyifli vakit geçirirsiniz.